Bir besteci bir ezgiyi tahta nefeslilere verirken hangisini seçeceğine tesadüfen karar vermez. Dört çalgının her biri farklı bir anlatım alanı taşır.
Flüt, ailenin en tiz ve en çevik üyesidir. Hızlı pasajlarda rahattır, pes registerde ise sıcak ve nefesli bir renk verir. Havada asılı kalan, kütleye yapışmayan bir tınısı vardır — bu yüzden doğa, hafiflik ve uzaklık çağrışımları için sıkça seçilir.
Obua dar ve konik bir boruya sahiptir; sesi üstsel bakımdan zengin ve delicidir. Orkestra dokusunun içinden kolayca sıyrılabilmesi tam da bu yapıdan gelir. Duygusal ve şarkı söyleyen pasajlarda tercih edilir.
Klarnet, dört çalgı arasında dinamik aralığı en geniş olanıdır. Neredeyse duyulmaz bir pianodan güçlü bir forteye çıkabilir ve registerleri belirgin biçimde farklı karakterler taşır.
Fagot ise ailenin bas hattıdır, ama yalnızca temel değildir; tenor registerinde son derece ifadeli, kimi zaman da mizahi bir sesi vardır.
Bu dört renk bir arada kullanıldığında ortaya, yaylıların homojen kütlesinden tamamen farklı bir doku çıkar.
Derslerimizde kursiyerlerimize bu farkları kayıt üzerinden dinletiyoruz. Kendi çalgısının karakterini bilen bir öğrenci, bir pasajı çalarken "burada ne bekleniyor" sorusunu kendi kendine cevaplayabiliyor.